Web sitemin bu zamana kadar ki arşivlerini karıştırırken denk geldi. Oldukça da güzelmiş, unutmuşum bu dialogu:
- merhaba, neler yapıyorsun görüşmeyeli?
- hiiç senden önceki hayatıma geri dönmeye çalışıyorum.
- başarabildin mi?
- kolay olmuyor, hep bir şeyler eksik ya da fazla oluyor, parçalar tam yerine oturmuyor
- öyleyse bunu neden istiyorsun?
- evet bir şeyler eksik kalıyor ama onurumun ve huzurumun tam kaldığını hissediyorum. ayrıca güzel yanları da yok değil.
- ne gibi mesela
- örneğin her an kaybedecekmiş tedirginliği yok üstümde. sevgilimin benden ne zaman nasıl bir bahane ile ayrılmak isteyeceğini düşünmüyorum. hiç kimse iki ayda bir karşıma böylesi daha iyi olacak cümleleriyle gelmiyor, dünyanın en güzel sevgilerinden birini beslerken, sevgi dilencisi gibi beklemiyorum kimsenin kapısında.
- ama dünyanın en güzel sevgisini de besleyemiyorsun
- hakkettiği kişiyi bulmayınca dünyanın en güzel sevgisi de beyhude kalıyor.
- kim bilir belki zaman karar verir sevgiyi kimin hakettiğine
- öyleyse benim senden hakkettiğim sevginin miktarına da zaman mahkemesi karar verecek. ama geç gelen adaletten daha kötü ve yararsızdır geç gelen sevgi.
- benim içimde sana karşı hala bir sevgi var
- biliyor musun ilk defa senden beni sevmemeni istiyorum. bir zamanlar beni daha çok sevmesi için, o kalabalık kalbinde daha güzel bir yere koyması için bütün dualarımı adadığım kızdan, beni sevmemesini istiyorum. içimde sana karşı, sana rağmen koruduğum büyük aşka dokunmaman için beni sevmemeni istiyorum
- demek ki içinde bana karşı hala büyük bir aşk var
- evet ama burada seni hakkın yok. ben onu savaş alanındaki cesetlerimin arasından topladım. her defasında kırdığın kalbimin kan izleri var onun üstünde. şimdi senin iki aylık dinlenme sürende yastığın yapmana, dökülen gözyaşlarına kağıt mendil yapmana izin vermeyeceğim.
- bana bu kadar kızgın olduğunu bilmiyordum
- kızgın değilim kırgınım. sen beni kırdıktan sonra, ben senin aşkını hala kalbimde tutabilmek için beynimle, duygularımla savaştım ve onları yenerek sakladım seni içimde. kızgın olan onlar…
- beni böylesine sevdiğini de bilmiyordum
- yalan söylüyorsun, biliyordun. daha doğrusu iki aylık ayrılıklarından sonra bana gelirken çok iyi biliyordun, kalabalık kalbinde biraz dolaşmak isteyip gitmek isterken, bilmiyordun. okeye dördüncü yapar gibi kalbine üçüncü dördünce yaptın beni, oysa ben seni hayatındaki bütün erkeklerin toplamından daha fazla seviyordum. bir randevu evi gibi kullandım kalbimi, kaç sevgi kaç zaman dayanırdı ki buna?
- haksızlık ediyorsun, o kadar kötü değildim
- keşke o kadar kötü olsaydın da ben bunu o zaman farketseydim. ardımda hatırlamak istemediğim bunca zamanı bırakmasaydım.
- bilseydim hiç girmezdim hayatına
- biliyordun, bunun acı verdiğini sana çok kez söylemiştim. bilgiden acı duyduğumu da, bilmekten rahatsız olduğumu da biliyordun. ve bunların hepsini bilerek bana hayat dolu unutamayacağım, hatırladıkça kalbimin acıyacağı hatıralar bıraktın, kokunu bıraktın sen bana. sonra da bilmiyordum diyorsun. hiçbir acıya değil de sana olan aşkımı böyle çocukça şeylere harcadığına üzülüyorum. o aşkla dünyayı değiştirebilirdin, dünyamı mahvettin.
- pardon…
- faydasız artık, benim için en büyük özürün bir daha gelmemen olacak
- gitmemi istiyorsan, peki. ama seni sevmiştim.
– sen, beni belki, bazen, biraz sevmiştin ama ben seni hala deli gibi seviyorum çünkü seni sevmemi seviyorum . zaten sen de benim seni sevmemi sevmemiş miydin?
Bir yerlerden alıntıydı ama nereden olduğunu tamamiyle unutmuşum.
Posted: August 22nd, 2010
Categories:
Hayat
Tags:
Comments:
No Comments.
Thanks to jayaka who can show me as a good looking man in photos and his photography skills.
Posted: August 17th, 2010
Categories:
Personal
Tags:
photo
Comments:
No Comments.
Bodrum’ dan kendi kurduğum firmadan ayrılarak Ankara’ da daha güzel bir teklifi değerlendirdiğim zamanlardı. Yol boyu (otobüsle gidiyorum, o zamanlar uçak felan yok tabii – eski zamanlar -), içimdeki cover isteği bambaşkaydı ve kargo’ nun yıldızların altında şarkısını yeniden yorumlayışının mükemmel haline denk gelmiştim. Durmadan onu dinliyor bir yandan İrfan Uygur’ un bana verdiği 500 sayfalık ingilizce kara kaplı php 3.4.3 mü, 3.4.7 mi ne sürümünün kitabını (her gün 70 sayfa) okuyorum. Aksi gibi de evde internetim yok (çok eski zamanlar, dial-up felan sadece filmlerde vardı o derece)…
Şimdi aklıma geldi de, bunu açtım gene. Gene aynı coşku doldu birden içime. Pek de mutluyum açıkcası. Nostalji iyidir, o sıralarda da hayatı yeniden oluşturmaya, herşeyi uygun şekillerde yerlerine oturtmaya, kendi yap bozumun eksik parçalarını, diğer parçaları makasla düzelterek yerleştirmeye çalışıyordum.
Şimdi geriye dönüp bakıyorum da (bayağı dönmem gerekiyor, çok uzun zaman oldu), iyi de etmişim yahu diyorum. Bu şarkı eşliğinde, gecenin bir yarılarına kadar okumaya çalıştığım kitabımla, yazdığım örnek kodlarla ve hep yanımda olan arkadaşlarımla, örtmenlerimle birşeylerin üstesinden gelmişim.
“Büyük planın” bir parçasıymış bunlar. Bazı zamanlarda planın ufak tefek noktalarında şahıs isimlerinde değişiklik olsa da, kendi hayallerimin peşinden gitmeyi bildim. Şimdi de bu hayallerimin peşiden gittiğim için mutlu olduğumun farkındayım. İyi ki de bu şarkı yeniden dinlendi, güzel de hissettirdi açıkcası. Bir umutla beraber doldu içime.
İşte bu da benim o zamanlarda bana herşeyi öğretmeye aday, css’ e başlamamı sağlayan, php’ yi profesyonel seviyede kodlamamın en önemli mimarlarından İrfan ve ben

(tabii o zamanlar profesyonel makinalar yok, zor şartlarda çekildi bu resim)
Posted: August 16th, 2010
Categories:
Hayat,
Personal
Tags:
Comments:
1 Comment.
While parsing xml with php, you may have to search in entire xml with specific attribute values (such as ID, name etc.). In this case instead of parsing whole xml and loop through it, there is an easy way called xpath.
Let’s assume this is your clubs.xml file:
<?xml version=”1.0″ encoding=”UTF-8″?>
<SportsTeam type=”leagueTable” creationDate=”2010-08-15 15:58:42″>
<Sport id=”1″ name=”Futbol”>
<Country id=”12″ name=”Türkiye”>
<Tournament id=”1″ name=”Spor Toto Süper Lig” type=”1″ typeDesc=”League”>
<Season id=”5090″ name=”2010/2011″>
<Stage id=”8102″ name=”2010/2011 Sezonu”>
<Team id=”129″ name=”Sivasspor”>
<General position=”1″ totalPlayed=”1″ won=”1″ draw=”0″ lost=”0″ goalsScored=”2″ goalsAgainst=”1″ points=”3″ form=”W” />
<Home position=”1″ totalPlayed=”1″ won=”1″ draw=”0″ lost=”0″ goalsScored=”2″ goalsAgainst=”1″ points=”3″ />
<Away position=”16″ totalPlayed=”0″ won=”0″ draw=”0″ lost=”0″ goalsScored=”0″ goalsAgainst=”0″ points=”0″ />
</Team>
<Team id=”3″ name=”Beşiktaş”>
<General position=”2″ totalPlayed=”1″ won=”1″ draw=”0″ lost=”0″ goalsScored=”1″ goalsAgainst=”0″ points=”3″ form=”W” />
<Home position=”6″ totalPlayed=”0″ won=”0″ draw=”0″ lost=”0″ goalsScored=”0″ goalsAgainst=”0″ points=”0″ />
<Away position=”1″ totalPlayed=”1″ won=”1″ draw=”0″ lost=”0″ goalsScored=”1″ goalsAgainst=”0″ points=”3″ />
</Team>
</Stage>
</Season>
</Tournament>
</Country>
</Sport>
</SportsTeam>
This is how to parse data with Xpath and PHP:
<?php
$oXml = simplexml_load_file(‘clubs.xml’);
$club = $oXml->xpath(“Sport/Country/Tournament/Season/Stage/Team[@id='3']“);
if($club != null):
echo “Club Name:”.$club[0]['name'];
echo ”
Club General Position: “.$club[0]->General['position'];
endif;
?>
Easy, isn’t it?
Posted: August 15th, 2010
Categories:
Hayat
Tags:
php,
xml,
xpath
Comments:
No Comments.
Dün (14 ağustos), Erdem’ in doğum günüydü. İnsanın fikirleriyle 7/24 yanında var olan bir arkadaşı olması güzel. İyi ki doğmuş… Gene 2 sene önce Erdem 29 yaşına girerken bir arada olduğumuz Tolga’ da oradaydı. Tolgayla bir paintball maceramız da vardır, efendi adam asla evleneceğini düşünmezdim.
Tolga evlenmiş. Çok şaşırtıcı bir haber, dediğim gibi düşünmezdim evleneceğini. Her neyse, eşiyle konuşuyorduk, Tolga eşine lisedeyken aşıkmış, aradan çok uzun seneler geçmiş yeniden karşılaşmışlar ve Tolga hala aşık olduğunu keşfetmiş anlaşılan ve evlenmişler.
Eh, hepimiz Erdem’ in arkadaşları olarak gayet evlenmek istemeyen insanlar olarak göründüğümüzden olacak, Tolga’ nın eşi bizim için evliliğin tanımını yaptı:
“Ben kitap okumayı çok severim, bazen kitap okurken kafamı çevirip de okuduğumu paylaşacak birileri olsun isterdim yanımda. Artık Tolga var. Film izlemek güzel ama iki kişiyle izlenince daha da güzel oluyor”.
Hayalimdeki evlilik tanımını yaptı resmen. Normalde, Ocak ayında sorsanız ben de, aynı tanımları yapardım, aynı şeyleri isterdim, aynıları olacak bizim de derdim. Öyle de bir hayal perest yanım vardı (kimse çıkıp da sikmedi ki o yanımı benim).
Mart ayında ilişkiyi bitirdikten sonra, fark ettim ki (evet kafam biraz geç basıyor), ben ancak dün 14 ağustosta ayrılabildim bir ara evleniriz diye düşündüğüm insandan. İki kişinin aynı anda ayrılamaması ne kadar zormuş. Ona sorsanız artık hayatından tamamiyle çıkarmış beni, planları ve umutları hep tek taraflı kendisi ve geleceği üzerine. Oysa ben hala o çok sevdiğim filme, beraber gideriz dediğim akvaryumlara onun da geleceği hayalleriyle planlar yapıyordum. Böyle olmamalıymış aslında. Bunu da 2 senedir görmediğim arkadaşımın arkadaşının yeni evlendikleri eşinden duyduğum cümlelerle ve kısacık bir telefon görüşmesiyle öğrenecekmişim meğerse.
Ben dün en sonunda ayrıldım.
Artık benim de planlarım tek kişilik ve okuduğum kitapları paylaşma ihtiyacı bile duymuyorum. İlerleyen günlerde, aylarda, yıllarda mantığım der ki, benim de bütün bu duyguları yeniden hissedececeğim, benim de yeniden herşeyi sil baştan başlatacağım zamanlarım olacak. Ama bakınca içeride bir yerlere sanki bir şeyler onarılamaz şekilde kırıldı ve gecnin bir yarısında tek aklıma gelen “seni seviyorum” cümlesini söylemek için uyandığım zamanları tekrar hak edecek birisini, hak etse bile bunları söyleyecek cesareti, duvarları indirebileceğim ve sınırlardan içeriye alacağım kabullenişi bulacakmış gibi hissetmiyorum.
Belki de her insanın yalnız doğmuş olması ve yalnız ölecek olmasının bize anlatmaya çalıştığı birşey vardır. Sizi sevmesi yetmiyor birisinin. Sizi herşeyi yapacak kadar sevmesi lazım. Ve bunu tek taraflı “siz” yaptığınızda ayrılmış olmanın verdiği gerçekliğin dışında bir de kendinizi enayi gibi hissediyorsunuz…
Kişi sizi değil de, sizin o’ nu sevmenizi seviyorsa, o’ nun bütün bu ilişkide var olma sebebi sırf sizin onu sevmenize dayalıysa o zaman, onu sevecek başkasıyla beraber olmamasının hiçbir sebebi yoktur değil mi? Yalnız şöyle birşey var ki, bir hayat olarak o’ nu sevmiş olmakla, o’nu sevdiği için sevmiş olmak arasında bir fark var. Birisinde kendinizi mutlu hissettiğiniz için seviyorsunuz, diğerinde o olduğu için.
Birilerinin “o” tanımı olabilmenizi dilerim. Ben de aynı dileği bana dilemiş insanların dileklerinin hayal kırıklığına uğradığını bildirmekten mutsuzum. Çünki: “ben unutmadım”.
Bitti.
Posted: August 15th, 2010
Categories:
Personal
Tags:
Comments:
No Comments.
««
»»