Yes, we’re a good team
Utanç Duyuyorum
Seneler seneler önce, ajanslar, büyük siteler sansürü protesto için siyah sayfa yapmışlardı, ondan sonra logolara siyah bant olayı başladı, peşinden bir kaç kişi devlet sitelerini hackleyerek sansürlemeyin arkadaşım dedi, sonra hepimiz dns, proxy, hidemyass öğrendik, protesto yürüyüşü yapıldı, imza toplandı, cbabdullahgul twitter’ ına herkes sansür sansür diye yırtınan mentionlar gönderdi, eksi sözlük kendine düsen görevi yerine getirdi. Hepimiz küfür ettik, hepimiz kızdık, hepimiz yapmayın böyle dedik…
Sonucunda bu oldu işte: yaptıklarımız hiçbir işe yaramadı ve bu yaptıklarımıza karşı beklediğimiz cevaplar da: türkiye’ de sansür yok ve ben giriyorum siz de girinden öteye geçemedi.
koca cumhurbaşkanı belki yanlış bilgilendirmeden dolayı çıkıp göz göre göre yalan söyledi: “türkiye’de sansür yok” diyerek.
demokratik olarak hakkın arandığında (bkz: ekşi sözlük) efendi gibi sitelere erişimi açarken, vimeo, youtube,google gibi engellemenin umrunda olmadığı siteleri kapattılar. ya da demokratik hakkını arayamayacak kadar küçük siteleri bir bir engellediler.
başkasını bilmem ama, ben 80′ ler kuşağı çocuklarının, sırf aykırılık olsun, sırf mücadele ruhu olsun diye isyan eden çocuklarından birisi olarak, benim erişim hakkı aldığım internetimin sansürlenmesinden, devletin özgürlüğümü kısıtlamasından, kendi fikir ve düşüncelerimi özgürce beyan etmemi engellemesinden dolayı artık korkar oldum. daha neler gelecek olabilir başımıza? daha neler yapılacak olabilir?
Demokrasiye olan inancım sansür zihniyetiyle beraber sarsıldı.
Demokrasiye olan inancımı sarsan bir hükümetin ülkemi yönetiyor olmasından dolayı utanç duyuyorum.
Sonrasinda
Bir anlikmis diyorsun herseye, oldu “bitti”. Acimasina bile izin vermiyorsun hemen gidiyor diyorsun. Zaten hic soyledigi kadar, soyledigi gibi, soyledigi diger sabaha karsi konusmalari gibi degilmis, bir yogunluk haliymis diyorsun. Kokusuymus, sicagiymis, yumusakligiymis, sesiymis, gozuymus, mukemmel dudaklariymis… yokmus diyorsun… ozlemezmis, baskasiymis, cana su katanmis saniyorsun ya: SANMA, DEME, YAPMA…
Anlamaz, bilmez nice mutlulugu da bu gece onu ozleyerek uyanmadim mi galiba derken aciya alisabildigini… Ama sevmek oyle mi ya? Alismak aciya, karanliga seni seviyorum deyip yeniden ruyaya donmek ve hala sola donmek sarilmak icin, bilincsiz uyurken.
“ama iyi bir insan olduk lan” dedim.
Sevmeyi ogretmeye calisirken dustuk en azindan…
Sen desem
Senden bahsettiğimde bilir misin? Tanıyabilir misin kendini benden içeride? Bilir misin ne anlamlarla, ne boyutlarda, nasıl yaşadığını bir başkasında?
“Sen desem, Sen’ i bilir misiniz?”
Biz
İsmini bile söyleyemezdim,Tatlım derdim, dünya’m derdim… Şimdi sıfatlarda öznesiz kaldı. Ben öyle istememiştim.
Gözlerine bakardım, şimdilerde dünya var… Oysa sen vardın, aşk vardı… Oysa sadece fotoğraflarla kaldım.
Rüzgar getirirdi kokunu tam yanımdayken, sarılırdım kokuna, kaplardı bütün her yeri… Şimdi yağmur sonrası toprak var ama rüzgar kokusunu getirmiyor…

