PHP ile UTF-8 Strtoupper Türkçe Karakter Problemi

Nette bir çok çözümler üretilmiş fakat hiç birisi tam anlamıyla çalışmıyordu, ta ki kutsal kitabımız olan Php Manual’ ın TR versiyonuna bakana kadar.

UTF-8 ile strtoupper / lower / ucfirst fonksiyonları Türkçe karakterlerde sıçıyordu. Bunun çözümü:
function strtouppertr($str){
return mb_convert_case(str_replace(‘i’,'İ’,$str), MB_CASE_UPPER, “UTF-8″);
}

MB_CASE_LOWER be MB_CASE_TITLE ile hepsi küçük, ilk harfi büyük olayını da yapabilirsiniz.
Faydalı olsun.

Posted: November 30th, 2010
Categories: Development
Tags: ,
Comments: 4 Comments.

Üşüyorum muntazaman

Ey bilimle uğraşan, işi tespit ve sabitleme yapmak olan bilim insanları. Sizlerden yardım istiyorum: hava soğuk! Ama kimseye inandıramıyorum bunu. Lütfen, bir zahmet 35 derecenin altının soğuk olarak kabul edilmesi gerektiği gerçeğini kamu oyuna duyurun.

Bilimden ve insanlarından beklentim budur.
İstanbul ben bıraktığımda sıcacıktı yahu, şortla gitmiştim, polarlarımla yazıyorum şu anda.
Soğuk.

Bir de: dünyanın en iyi çayını annem yapıyor.

Posted: November 28th, 2010
Categories: Hayat
Tags:
Comments: No Comments.

Refresh the Mind

Haftaya istanbul’ da olacağım. 2 haftalığına gelip, beni seven, sevdiğim insanları göreceğim. Ne yazık ki doğum günümde orada olmayacağım ama GOA’ da hiçbirşey hatırlamayarak en az 4 gün süren şenliklerle kutlarız gibi geliyor bana:) Dolayısıyla o kadar yazık değil tabii. Ama keşke daha çok sevdiğim insan yanımda olsaydı. Neyse ki, hintlilerin o gözlerine yansıyan gerçek sevinçleri, bütün o sevdiğim ve beni gerçekten seven insanları hatırlamamı sağlayacak.

2 haftalık istanbul gezisi iyi gelecek, kafama, gönlüme, vücuduma, isteklerime… İstanbul’ dan nefret ediyorum desem yeridir. Ama içinde yaşayanlar (burger king çalışanları, o peyniri satanlar felan) bazen orayı çekici kılıyor.

C u.

Posted: November 22nd, 2010
Categories: Hayat
Tags: ,
Comments: No Comments.

Sana Bakmanın Şerefine!

“…Brida çiçeğe dokundu. Aylardır gördüğü ilk çiçekmiş gibi geliyordu. İlkbahar gelmişti.

‘İnsanlar armağan olarak çiçek verirler, çünki çiçekler Aşk’ ın gerçek anlamını taşırlar. Bir çiçeğe sahip olmak isteyen, onun güzelliğinin soluşunu seyretmek zorunda kalır. Ama bir tarladaki çiçeğe sadece bakmakla
yetinirsen, o hep seninle olacaktır; çünki çiçek akşamın ve günbatımının ve nemli toprağın ve ufuktaki bulutların bir parçasıdır.’

Brida çiçeğe bakıyordu. Büyücü çiçeği onun elinden alarak ormana geri verdi.
Brida’nın gözleri doldu. Ruh-eşiyle gurur duyuyordu.

‘Orman bana bunu öğretti. Senin hiçbir zaman benim olamayacağını, o yüzden de seni hiç kaybetmeyeceğimi öğretti. Yalnızlık içinde geçen günlerimde sen benim umudumdun, kuşkuya kapıldığım anlarda sen benim
kaygımdın, inanç anlarında sen benim kesin kararlılığımdın.
‘Ruh-eşimin bir gün geleceğini bilerek, kendimi Güneş Töresi’ni öğrenmeye adadım. Senin var olduğunu bilmek yaşamaya devam etmemin nedeniydi.’
Brida artık gözyaşlarını saklayamıyordu.
‘Sonra sen geldin ve ben bütün bunları anladım. Sen beni kendi yarattığım esaretten kurtarmaya, dünyaya ve dünyadaki şeylere özgürce geri dönebileceğimi söylemeye geldin. Bilmem gereken herşeyi anladım, seni
tanıdığım bütün kadınlardan daha çok seviyorum, beni belki de istemeden ormana sürgün eden kadından daha çok seviyorum. bundan sonra Aşk’ ın özgürlük olduğunu hep hatırlayacağım. Öğrenmesi çok uzun yıllar alan ders işte buydu. beni sürgüne gönderen de, şimdi özgürlüğüme kavuşturan da bu derstir.’

Alevler ateşin içinde çıtırdadılar, geç gelen bir kaç kişi vedalaşmaya başlıyordu. Ama Brida etrafında olup bitenlere hiç kulak vermiyordu.

Uzaktan bir sesin, ‘Brida!’ diye seslendiğini duydu.
Büyücü, ‘Sana bakmaNın şerefine,’ dedi. Bir zamanlar seyrettiği eski bir filmdendi bu söz. Büyücü, Güneş Töresi’ndeki önemli bir sayfayı daha açtığı için mutluydu. Kendisinin yeni Başlama Töreni için o geceyi seçmiş olan
Hocasının varlığını yanı başında hisetti.

‘Seni her zaman hatırlayacağım, sen de beni hatırlayacaksın; tıpkı akşamı, camlara çarpan yağmuru, sahip olamadığımız için hep bizimle olacak herşeyi hatırladığımız gibi hatırlayacağız birbirimizi.’”

Paulo Coelho’nun yazdığı Brida isimli bütünlüğü bana göre olmayan kitapdan mükemmel bir alıntı…

Posted: November 20th, 2010
Categories: Hayat
Tags: , , ,
Comments: No Comments.

Ön yargı

Bilgeye sormuşlar:
-Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
-Terzimi severim.
-Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor? O da nereden çıktı?
-Dostlarım, evet, ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da beni hep aynı gözle görürler.

Bir yerlerden aldım da anımsamıyorum bile

Posted: November 20th, 2010
Categories: Hayat
Tags:
Comments: No Comments.
««
Mustafa ARTUC
Web application developer, Istanbul, Turkey.