Haftalar, günler, geceler vardır ya. Onlardan birisini / birilerini yaşıyorum:
Shift+Delete ile dosyaların geri döneceğini söyleyip döndürmeyen programların,
Goa’ daki internet probleminden dolayı dosya commitleyemediğim için o ISP’nin,
Aradığımda cevap vermeyen bütün o arkadaş saydığım insanların,
Geldiğimden beri 3500 tane iletişim yolu varken, hiç birisinden bir iletişime geçmemiş ama istanbul’ da karşılaştığımızda aaa neredesin, çok özledim seni diyenlerin,
Metrobüslere adam gibi binilmesi için bir yol yapamayıp, insanları sıkış tıkış birbirinin üzerinden atlatarak bindirenlerin,
Deprem vergisi olarak alınmış paranın şu anda nerede ve ne amaçla kullanıldığını halka açıklamayanların,
Twitter’ da götü kalkıp da size de öyle agresif mentionlarla dikkatinizi çekmeye çalışanlar var mıcıların,
Ben seni hep aricam deyip de bir kere bile aramayanların,
Trance müziği çıkartanın,
Dell’ in ürettiği Studio serisi laptopların dizaynını yapan, devrelerini yerlerine yerleştiren, biosunun devre yollarını çizenlerin,
Rötar yapan uçağın bilgisini güncellemeyenlerin,
Vize, vergi kartı, banka hesabı açılması ve bir çok dökümanın elimizde olması gereken zamandan 8 ay sonrasında bile hala hazırlamayan, işi zorlaştıran yerli /yabancı bütün hükümet çalışanlarının ve onların prosedürlerini yazanların,
Hayatı tam yeni keşfedip, kendimize kendi hayatımızı kurmamız gereken zamanlarda bizi zorla 15 ay boyunca insanlıktan çıkartacak şekilde yaşamaya zorlayan, bilgimiz ve becerilerimizi körelten o zihniyetin:
ta amına koyayım!
Posted: November 18th, 2010
Categories:
Hayat
Tags:
Comments:
No Comments.
I haven’t noticed yet that we had a banane tree in our garden (at home). On Sunday, Onur showed that bananas are growing and in two – three weeks we will be able to eat them
This will be my first time to pick banana from it’s own tree. Here these are the picture of a banana tree if you haven’t seen any yet. (I haven’t since Onur showed it to me).
We went to swimming on sunday to little vagator (you may know it as spaghetti beach – but not related to spaghetti monster). It was nice and we used a road that i haven’t seen before. While we were on the way to beach (there are huuuuuge and looooooooooooong ladders down) i saw that amazing place that if my friends (???) visit me that they can stay there. For two nights for two people it costs 9.000 rs. And i even haven’t asked for their best price (a common phrase used in india, while u’re bargaining with sellers)…
Anyway, if you have a plan to visit goa and looking for a nice place to stay, i suggest you to stay in q bar in vagator beach.
Posted: November 15th, 2010
Categories:
Hayat
Tags:
goa,
photo,
q bar,
vagator
Comments:
No Comments.
By the end of 2010 (almost), i decided to plan my 2011. This is something i do every year. Last year i had a plan to go abroad and learning a new language. I’m in GOA now (and will be in somewhere else soon) and i started coding with Java. So this year this is what i will do in my free time:
- Learning ayurvedic massage,
- Building a remote controlled car (or something like car) with ardunio,
- Building two (minimum) android applications 1- basecamp client, 2- controlling robot with my phone
- Desining my web page and my blog
These are my goals for 2011.
We’ll see how much i can achieve…
Posted: November 9th, 2010
Categories:
Hayat
Tags:
2011,
Personal
Comments:
No Comments.
Seni, ölünceye kadar seveceğim demenin güzel ve melodik yollarından birisi de Zeki Müren’ in sesinden geldi bugün…
Bugün burada yağmur yağıyor.
Bugün iGOA’ da 365′ inci günümü (al ver bir kaç zaman) kutluyorum.
Bugün, özel bir gün ve ben bugün Zeki Müren’ in sesinden, bir insanın bir başka insanı ölünceye kadar seveceğini beyan edişini dinliyorum.
Peki, sevgi ölünce bitiyor mu ki? “kadar” ifadesini kullanıyoruz? Sevgi evrensel ve bedenden ayrı değil mi?
Sevdiğimizde ruhumuzla sevmiyor muyuz? Ve bu ruh, sonsuz değil mi?
Daha doğrusu: “Seni ruhumla seviyorum demek değil midir?”
Hiç kimseyi ruhunuzla sevdiniz mi?
Posted: November 3rd, 2010
Categories:
Hayat
Tags:
sevgi
Comments:
No Comments.
Bu cumartesi günü, gayet güzeldi. Ashwem’ in dalgalarıyla coştuk, mandrem’ in manzarası ve huzuruyla eğlendik, dinlendik… Güzel bir cumartesiden kareler de bunlar:
Sertac, Nihan ve Onur olmasa bu güzel fotolar olmazdı.
Posted: November 1st, 2010
Categories:
Hayat
Tags:
ashwem,
goa,
mandrem,
photo
Comments:
No Comments.
»»