Bu ülkeden ayrılmadan bir tane banka çalışanına kafa göz giriştiğim gün, içim o denli rahatlamış olacak ki, ömrüm boyunca bir daha asla sinirlenmeyeceğim ve ne zaman canım sıkılsa o mükemmel anı düşünüp yeniden doyumsuz bir mutluluğa kavuşacağım.
Evet, bu ülkedeki banka çalışanları ve banka sistemi bu denli inanılmaz berbattır.
Posted: February 28th, 2011
Categories:
Hayat
Tags:
Comments:
No Comments.
# “-biz ayrıldık.
-boşver, o kaybeder.
-tamam da; sürekli, herkesin beni kaybetmesi çok saçma değil mi?”
twitter’da melihyonet tarafından yazılmıştı.
Posted: February 27th, 2011
Categories:
Hayat
Tags:
Comments:
No Comments.
hayaller suya, umutlar rüyalara, rüyalarsa uyuyabildiğim gecelere kaybolup gitti. bana bütün gerçekleri gösterdiğinden beri: artık “umudumda değilsin”.
Posted: February 26th, 2011
Categories:
Hayat
Tags:
Comments:
No Comments.
Yoksunluk sendromunun tavan yaptığı zamanlar. Pişmanlıklarını ve hayallerini görebildiğin zamanlar. Işığın olmadığı zamanlar. Sadece geriye anılar, hayaller ve pişmanlıklar kalmış ve bunlar da karanlıkta öyle birbirine karışmış ki, hangisi anı, hangisi doğru beynin allak bullak… Kaçırılan bütün 14 şubatlar, yıl dönümleri, hatırdan silinmemesi için tekrar ve tekrar rüyalarda yaşanmış en mutlu geziler… Bunca zaman geçmiş aradan ve bunca şey yaşanmış ama bu karanlıkta kendimi bulduğum tek yer pişmanlıklarım ve keşkelerim:
- Keşke, ana okulunda saçını çeken o çocuk olsaydım ve seninle harfleri öğrenseydim ve alfabe her zaman senin isminin baş harfiyle başlasaydı. Ayrılığın a’sı olmasaydı.
- İlk okulda iki örgü yaptığın saçlarını çekip duran çocukları oyunlara katmayan ben olsaydım, katıldığın bütün müsamerelerde en çok alkışlayanın, hadi şimdi ikişerli ayrılın dendiğinde ikinci’n ve küme çalışmalarında tam yanında oturanın olsaydım…
- Orta okulun zorluklarıyla uğraşırken, ingilizcenin en güzel kelimelerini seninle tekrar etseydim ve bütün yeni dilleri beraber öğrenseydim, ingilizce dialoglarımın da ilki sen olsaydın…
- Hazırlandığın bütün özel okul sınavlarında seninle aynı okula düşüp, bütün sınavların son dakikalarında bir dost yüzü görmek istediğinde hep o çaprazındaki ben olsaydım…
- Ergenliğe adım attığın lise hayatında, ilk aşık olduğun, öss testlerinde senin için süre tutan, aklını karıştıran her soruda gelip yardım istediğin olsaydım…
- Üniversite hayatında yeni bir şehri, elin elimde keşfetseydim de, bütün bir şehrin her yerinde adımlarımız olsaydı, geleceğe adımını beraber attığın olsaydım.
- Bütün o bayramlarda, sabahları ilk mesaj attığın, cicilerini giyip de görmeye geldiğin, bayram filmlerini izlerken omzunda uyuduğun keşke ben olsaydım.
- Gittiğin her ülkeden kart gönderdiğin, yeni anahtarlıklar getirdiğin ve buralar sensiz olmuyor dediğin olmayı öyle çok isterdim ki…
Sensizken kaçırdığım her bir 14 şubat’ın, doğum gününün, hastalığının, uyanışının, izlediğin filmin, okuduğun kitabın / şiirin, aldığın kıyafetin, öğrendiğin yeni dilin, yaptığın her işin ve gittiğin konserlerde söylediğin yeni şarkıların keşkesi var içimde.
Çünki, seni yaşamak yetmiyor. Ve her gece, ben bunları kendi hayallerimde yaşayıp, sensiz geçen bunca zamanı büyük bir kayıp olarak sayıyorum.
Posted: February 21st, 2011
Categories:
Hayat
Tags:
Comments:
No Comments.
Bi kere, hafta sonu diye birşey var ve insanlığın hayatının devam isteği bu hafta sonları yüzünden oluyor. Aksi halde çoktan hepimiz global ısınma, küresel felaketler, ekonomik krizler, aşk acıları, kayıplar derken kafayı yer kendi kendimize bütün nükleer bombaları atardık. İşte bu büyülü hafta sonları bu sebepden varlar.
Uzun zamandır duymadığım çok güzel cümleler duydum ben bu hafta sonunda (ve bu sabah).
Şöyle oluyor bunlar:
1- “Mustafa gelirken, ezine peynir, pastırma ve sosisleri getirdik, annem de sana izmir tulum peyniri gönderdi”.
2- “Bu hafta çıkan penguen ve uykusuz dergilerini getirdik, istemiştin”
3- Bu da işte “kokulu” fular.
Ve bütün bunlar yetmezmiş gibi, bu sabah oldu işe geldim, online oldum. Bilal’den uzun zamandır (baya uzun bir zaman) kimsenin bana söylemediği cümle:
bcinarli: günaydın
“bcinarli: Code me if you can”
Mustafa: Günaydın
bcinarli: cuma nerelerdeydin. online olmayınca merak ettim
Siz, arkadaşım felan olduğunuzu söylüyorsunuz ya, işte şu cümleyi senede bir kere duyuyorum en fazla. Yerim ben bu adamı.
bcinarli: “iyi olmuş. ben de nerdeyse her saat başı, mustafa online oldu mu diye bir bakındım”
Ashwem her geçen gün güzelleşiyor mu? La Plague’da mutlu Ozan’lı, Onur’lu anılar eşliğinde ayrı bir mutluluk mu oluyor ne?
hadi, bunların hepsini geçtim ben tatlı yemem buna rağmen bir kutu baklavanın (Hacı Bey), 30 sene hatırı vardır arkadaşım… Ofiste bir havai fişek patlatmadığım kalmıştı
Üstüne üstlük, Nilüfer’in 12 Düet diye bir albümü çıkmış hafta sonunda öğrendim, dinliyorum şimdi de yahu düet olayı çok güzel. Bir de en sevdiğim sanatçılar var içinde. (Şebneeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeğğğğğğğğğmmmmmmmmm). Albüm öyle ahım şahım mükemmel birşey değil fakat gitarın sesi, düet olayı şarkılar felan derken anlaşıldı ki, playlist’im de uzun bir süre varlığını koruyacak bu albüm.
Böyle pazartesileri seviyorum
Posted: February 21st, 2011
Categories:
Hayat
Tags:
Comments:
No Comments.
««