Böyle bir şarkısı vardı Levent Yüksel’in. Seviyorum ben bu adamı, yeniden bir kere daha emin oldum bugünlerde. İlişkilerde dile getiril(e)memiş bir çok soruya cevap niteliğindedir şarkı..
Sonradan gelen edit: Ayna’nın aynı isimli şarkısı daha da bir dehşetmiş… Ben ikisini de ekleyivereyim. Siz karar verirsiniz…
This is simple but usefull snippet… This method will return the related table’s field names as array:
Let’s assume that you have a table called Forms. And you have a model class in models folder called Forms. To retrieve the field names in that table code will be:
$mForm = new Forms(); $colNames = $mForm->info(Zend_Db_Table_Abstract::COLS);
Aylar sonra çıktığı iki günlük tatilde, sabahın 5:30′unda kaldığı otelde makyaj masasının üzerine koyduğu bilgisayarıyla dünyanın en rahatsız sandalyelerinden birisinde oturup kod yazmaya çalışan insana developer denir.
Bunu bloglayarak yazan developer’a da, uykusu gelmiş, kafası şişmiş internet sosyali developer denir (göbeği de var).
Bir daha da bunu tekrarlamaz. Füze sanayii sanki a.k. uzaya adam göndermezsek meteor çarpacak… Nedir bu insanların derdi anlamıyorum ki? Haftada niye 5 gün (yani benim durumumda olanlar için 7) çalışıyoruz ki abi? Dünyanın acelesi ne yani? Milyon yıldır evrilerekten gidiyor sonuçta. Neyi, nereye yetiştirme telaşı içerisindeyiz?
Haftada 4 gün çalışıp 1 gün dünyayı güzelleştirmeye ve keyfini çıkartmaya 2 gün dinlenmeye adanmasını istiyorum. Diğer türlü tüketim toplumu olmanın ötesine geçemeyeceğiz. Çıkalım bahçemize birşeyler ekip, şezlonglar üzerinde -bahçede- güneşlenelim.
Sivrisineklere bile çözüm buluruz. (Sivrsineklerin topuna ölüm faşistliğim tuttu).
Posted: May 8th, 2011
Categories: Hayat
Tags:
Comments: No Comments.
Tüm süreci tek kişinin belirlediği ilişkiler için çözüm
arkadaşlıkta olsun, iş yerinde olsun, gönül ilişkileri olsun bu türden ilişkiler var. buna genelde hep arkadaşlarda felan rastlanır. “kız oğlanı parmağında oynatıyor abi”, “kılıbık”, “adamın geyşası olmuş resmen” v.s. gibi her iki cinsiyet için de geçerlidir. ya da arkadaşlıklar da, hep onun en iyi olduğu oyun oynanır, hep onun planları geçerli olur. büyüdükçe sürekli arkadaşınızın sevdiği grup dinlemeye gidilir, hep onun zor anlarında yanında olursunuz, genelde 4 kişi (siz + kız / erkek arkadaşınız) ve onun birlikte olduğu kişi çıkılmaz da siz 3′üncü tekerlek modunda takılırsınız onun yanında… sizin ondan daha değer verdiğiniz birisi olduğunda da kıskançlık felan yapar… ilerleyen zamanlarda da artık iş güç de devreye girdiğinde hep onun uygun olduğu zamanlarda görüşürsünüz, onun istediği konuları konuşursunuz ve size bilmeniz gerekeni anlatır yalnızca. sizin merak ettikleriniz, sizin yaşadıklarınız ya da sizin konuşmak istedikleriniz değil.
işte bu ilişkilerde sürekli ikinci olan vatandaşın asıl sorunu, diğerinden daha kötü olduğunu, diğerinden daha aşağı seviyede olduğunu, diğerinden daha değersiz olduğunu düşünmesinden kaynaklanır ve bu birinci insana bu sebepden aşırı ilgi gösterir, sever, tapar, dediklerini ikiletmez kaybetmemek uğruna…
bu kodumun evladı da bunu bildiğinden üstüne geldikçe gelir, sömürür her anlamda… önce misketlerini alır, sonra senin cornettonun dibindeki çikolataları ister / yer, hep senin harçlığınla gazoz alınır felan…
biz bunu hep çevremizdekilerden görürüz de hiç kendimize kondurmayız. bir gün kendimize kondurduğumuzda hassiktir lan oradan niye gidiyorum senin o saçma sapan müzik grubunu dinlemeye dediğinizde senin arkadaşlığın / sevgililiğin, sevgin de bu kadarmış lan diye bir laf duyarsınız.
işte bu durumda kaldığınız zaman: kafa atınız. kız erkek fark etmez. sizin kız ya da erkek olmanız da fark etmez… önce gök yüzüne doğru kafayı kaldırıp ne oluyo lan tavanda edasıyla bakın, bu da kafasını kaldıracak ne olduğuna bakacak. işte tam o yukarıda bir bok olmadığını anlayıp boynunu tekrar aşağıya doğru eğdiğinde gömün kafayı. arkadaşlık, dostluk, sevgi, emek felan anlamaz bunlar. bundan sonra hayat sizin için daha güzel olacak.
Posted: May 5th, 2011
Categories: Hayat
Tags:
Comments: No Comments.